Moderatörlüğünü SBU Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sadrettin PENÇE’nin üstlendiği ‘Tıbbi Tedarikte Ar-Ge’ oturumu tamamlandı. Oturum panelistlerinden Karatekin Üniversitesi Prof. Dr. İbrahim DEMİRTAŞ, ‘Asrın Mucizesi: Propolis’; Gaziosmanpaşa Üniversitesi Prof. Dr. İsa GÖKÇE, ‘Rekombinant Proteinlerin/Enzimlerin Yerli Üretimi’; SBU Prof. Dr. Şaban TEKİN, ‘MAM GMBE Proje ve Hizmetlerinin Tanıtımı’; Gebze Teknik Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Ali AKPEK, ‘Organ Çipleri’; MAM GMBE Dr. Soner AKSU, ‘Genetik Testler’; TÜBİTAK Doç. Dr. Berrin ERDAĞ, ‘Biyobenzer İlaçlar’; TÜBİTAK Dr. Abdullah KARADAĞ, ‘Kişiye – Özel Tıp’ başlıkları ile konuştu.

Genetik Tanı Testlerinin genetik bozuklukların teşhisi, hastalık oluşumunun risklerinin önceden tahmin edilmesi ve genetik bozuklukların taşıyıcılarının belirlenmesi amacıyla kullanılan nükleik asit tabanlı (NAT) önemli bir test yöntemi olduğunu ifade eden MAM GMBE Dr. Soner AKSU, “Yeni Nesil DNA Dizileme Teknolojisi (Next-generation Sequencing – NGS) son on yıl içerisinde hızla gelişerek DNA dizileme açısından bugüne kadar mümkün olmayan bir güç ve perspektif yaratmıştır” dedi.

İleri Genom ve Biyoeformatik Araştırma Merkezi – İGBAM’ın bu yöndeki çalışmaları hakkında da bilgi veren AKSU, İGBAM ile ilgili olarak “Hedefli Dizileme (targated sequencing)” uygulaması olarak tanımlanabilecek kanser panelleri ile tanı çalışmaları IGBAM kapsamında yapılabilmektedir. Devam eden bir kanser projesi kapsamında Nimblegen SeqCap EZ teknolojisine dayalı kanser paneli kullanılarak moleküler tanı çalışmaları devam etmektedir” şeklinde konuştu.

Propolisin bal arılarının ağaç kabuklarından, yapraklarından ve bitki salgılarından elde ettikleri Antibakteriyal, Antiviral, Antitümör, Antifungal ve Antioksidan özelliklere sahip bir madde olduğunu ifade eden Karatekin Üniversitesi Prof. Dr. İbrahim DEMİRTAŞ, etkili olduğu alanları enfeksiyonlar, doğal antibiyotik olarak hafif yanıklar, kulak enfeksiyonları, bağışıklık sistemini güçlendirme, tırnak enfeksiyonları, diş bakımları, kan şekeri, kanser tedavisi olarak belirtti.

Rekombinant proteinlerin ve enzimlerin yerli üretimi hakkında konuşan Gaziosmanpaşa Üniversitesi Prof. Dr. İsa GÖKÇE, proteinler ve aplikasyonları ile protein üretim sistemlerinden bahsetti. Gaziosmanpaşa Üniversitesi ve Tokat Teknopark olarak Recombinant Protein Laboratuarından bahseden GÖKÇE, 5 yüksek lisans, 5 doktora öğrencisi ve 2 doktoralı araştırmacı olarak 12 kişilik bir grup olduklarını ifade etti. E. coli ve Mayalarda Rekombinant protein üretimi için gerekli hemen hemen her ekipmana sahip olduklarını söyleyen GÖKÇE, sürdürülen ve tamamlanın projeleri şöyle sıraladı:

Sürdürülen projeler
• Farklı flüoresans proteinlerin rekombinant olarak üretilmesi, saflaştırılması ve boya duyarlı güneş pillerindeki kullanılabilirliğinin araştırılması – TÜBİTAK 1001
• Türkiye-İngiltere, KATİP ÇELEBI-BRITISH COUNCIL NEWTON ikili işbirliği projesi
UnaG proteininin bilirubin biyosensörü için mühendisliği
• KOSGEB İş Birliği Güç Birliği Programı4
Hepatiti B ve Hepatiti C virüsleri için Medikal
Diagnostik Kit geliştirilmesi
Tamamen yerli enzimlerle DNA ve RNA temelli, Real time PCR kiti

Tamamlanmış projeler
• Endüstriyel Kullanım Amaçlı Kimozin Enziminin Alternatif Bir Sistemle Rekombinant Olarak Üretilmesi, Saflaştırılması ve Karakterizasyonu
• Recombinant VEGF üretimi (Vascular Endothelial Growth Faktor), Saflaştırılması ve biyolojik özelliklerinin araştırılması
Üretilen organizma: Kluyveromyces lactis
• Viral diagnostik kitlerin geliştirilmesi için Rekombinant Moloney Murine Leukemia Virus (Mmlv) Ters Transkriptaz Enziminin üretimi
• Meyve sularındaki acılığı gidermek için Rekombinant Naringinaz Enziminin üretimi
• Pankreatik Tripsin ve Kimotripsin enzimlerinin endüstri ve moleküler kullanım için üretimi
• Rekombinant Eritropoetin (EPO) üretimi

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM), Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü (GMBE)’nin proje ve hizmetlerinin tanıtımını yapan Prof. Dr. Şaban TEKİN, Medikal Biyoteknoloji odaklı çalışmalarda hastalık oluşum ve gelişim mekanizmaları, tanı, tarama ve takip sistemleri, tedavi sistemleri, hastalık in vitro ve in vivo modelleri, biyosavunma sistemleri, Nanoteknoloji-tabanlı yaklaşımlar; Endüstriyel Biyoteknoloji odaklı çalışmalarda enzimler (gıda, deri, enerji, deterjan sanayi, vb.), mikroorganizma-tabanlı sistemler, transgenik bitkiler, transgenik hayvanlar, moleküler ıslah uygulamaları konularında faaliyetler gösterdiklerini kaydetti. Sürdürülen ve tamamlanan projeler hakkında bilgi veren TEKİN, bu projeleri söyle sıraladı.

2017 yeni projeler
• Haşhaş bitkisinde hücre süspansiyon kültürü ile tebain üretimi
• FTATER – solid tümörlere yönelik ftalosiyanin tabanlı yönlendirilmiş teranostik moleküllerin geliştirilmesi
• GBMARK – glioblastoma multiforme için ekstrasellüler vezikül/serum tabanlı tümör biyomarker tarama çalışmaları
• EPİKANSER – kanserlerde tedavi direncini kıracak epigenetik faktörlerin crıspr/cas9 teknolojisi ile belirlenmesi ve karakterizasyonu

Devam eden projeler
• MEDİBİYO – Medikal Biyoteknoloji Mükemmeliyet Merkezi
• BİOSİM I – kanser tedavisine yönelik yerli biyobenzer ilaç geliştirilmesi ve üretimi
• AKMARK – biyobelirteç temelli akciğer kanseri erken tanı ve tarama sistemi geliştirilmesi
• KF-TANI – yenidoğan taramalarında kistik fibrozisin erken tanısı için yerli elısa kitlerinin geliştirilmesi
• UN-EN – unlu mamul sektörüne yönelik endüstriyel enzime ait ekonomik üretim sistemlerinin geliştirilmesi/iyileştirilmesi
• Düşük kaliteli çaylardan Tip II diyabet riskini azaltma özelliğine sahip fonksiyonel gıda katkı maddelerinin üretimi

2016 yılında tamamlanan projeler
• MİKOİAK – geleneksel gıdalarda mikotoksin analiz yöntemlerinin geliştirilmesi
• DAKİNAT-2 – insana uyumlu anti anjiogenik rekombinant antikorların nude fare tümör modelinde tümör baskılayıcı etkilerinin incelenmesi
• Çeşitli hastalıklar (sspe, hepatit) için transgenik fare modellerinin geliştirilmesi

Kişiye-özgü tıbbın, kişinin biyolojik haritası ve verilerine göre, ihtiyaç ve tercihleri doğrultusunda, yaşamının bütün aşamalarında doğru uygulamanın, doğru kişiye, doğru miktarda ve doğru zamanda verilmesi olarak tanımlandığını söyleyen TÜBİTAK Dr. Abdullah KARADAĞ, “Sağlık hizmetleri bir dönüşüm sürecine henüz girmeye başladı: Deneme-yanılmaya dayalı tıp’dan “one-size-fits-all”, hastanın biyolojik verilerini (klinik, epi/genetik, -omiks, çevresel faktörler, vb.) kullanan hedefli yaklaşıma “targeted approach” doğru bir dönüşüm sürecine girildi ve bu süreç gelişerek devam edecektir.” şeklinde konuştu.

İnsan genom projesi ve bu projeden beklentilerden bahseden KARADAĞ, “Beklenti, İGP’den sonraki 10 yıl içerisinde hastalıkların genetik temelinin belirlenerek tanı ve izleme sistemlerinin tamamen geliştirilmesi. Onun 5 yıl sonrasında da kişiye-özgü tedavilerin sağlık hizmetlerine tamamen hakim olmasıydı” dedi.

Kişiye özel tıp ve yapay zeka arasındaki bağlantıya da değinen KARADAĞ, “Yapay zeka ile bir hastanın elektronik sağlık kayıtları, görüntüleri, ilaçları, biyolojik verileri, vb. bilgileri bir arada değerlendirilerek sadece hastalık bazında değil, kişiye-özgü bir yaklaşım sağlanabilir” diye konuştu.

Biyofarmasötik ve Biyoteknolojik ilaçların (biyofarmasötikler), canlı organizmalardan rekombinant Dna yöntemi gibi biyolojik yöntemler kullanılarak üretilen tıbbi ürünler olduğunu söyleyen TÜBİTAK Doç. Dr. Berrin ERDAĞ, “İlaç olarak kullanılması hedeflenen gen yapısı üretim yapmanın planlandığı organizmalara uygun olarak seçilen vektör sisteme klonlanarak üretiminin yapılacağı hücrelere aktarılmaktadır.Burada üretimleri gerçekleştirilen ürünler saflaştırılarak formülasyon sonrası biyoteknolojik ilaç haline gelmektedir” dedi.

Konvansiyonel ilaçlarla karşılaştırıldığında biyoteknoljik ilaçların karmaşık ve büyük ve karmaşık yapılara sahip olduğunu belirten ERDAĞ, “Örneğin konvansiyonel yöntemle üretilen aspirin 21 atomlu bir yapıya sahipken biyoteknolojik ilaç ham madesi olan antikorlar 25.000 atoma sahip yaklaşık 150 kilo daltonluk bir yapıya sahiptir. Biyolojik moleküllerin birincil ikincil üçünçül ve hatta hemoglobinler gibi dördüncül yapıya sahip olmaları biyolojik moleküllerin karmaşıklığını buna bağlı olarakta biybenzer ürün geliştirmede zorluğu yansıtmaktadır” şeklinde konuştu.

İlaç pazarının hacmine ilişkin rakamlar paylaşan ERDAĞ, “Dünya ilaç pazarı 2016 yılında 1,10 trilyon dolara ulaşmıştır. Türkiye ilaç pazarı 2016’da değerde 20,67 milyar TL’ye ulaşarak 2016 yılında dünyada 16. sıradadır. Biyoteknolojik ilaçlar 2016’da 3,40 milyar TL’ye ulaşmış olup reçeteli ilaçlar içerisinde %16,5’lik bir paya sahiptir” diye konuştu.

Organ çip teknolojisi 3 boyutlu kültür hücreleri ile elde edilen hücrelerin 2 boyutlulardan daha yüksek etkiye sahip olduğunu ve organ çipi fikri buradan çıktığını ifade eden Gebze Teknik Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Ali AKPEK, geliştirilmiş karaciğer, böbrek, akciğer, bağırsak, göz, rahim ya da kanser araştırmalar için vücut çipleri olduğunu söyledi. Organların birbirleri ile etkileşim halinde olduğu düşünülerek mikro akışkan platform üzende pek çok organ çipini biraraya getirip human on a chip üretilmesi çalışmalarının devam ettiğini ifade eden AKPEK, yayınlanmış 7 organın mikro akışkan platform olarak değerlendirildiğini çalışma olduğunu kaydetti. Organ çipleri bir ilacın dozunun hangi seviyede etkin ve hangi seviyede yeterli olduğunu tespit etme noktasında önemli bir tercih olacağını söyleyen AKPEK, hayvan deneylerini de azaltacağını vurguladı. Organ çipinde asıl amacın teşhis ve tedavide kullanılacak çipleri üretmek olduğunu belirten AKPEK, 8-10 yıl içinde piyasada sıklıkla ve rahatlıkla ulaşılabilen yeni nesil teknolojinin üretilmesinin söz konusu olduğunu söyledi.

Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com